size yapar mı hiç? insan abisine bunu yapar mı? aslında bu konular hakkında yorum yapmak istemem dava falan uğraşmak istemem ama öyle bir konuşup geçeğim bende. eee konuşmadan edemedim gene
. sayın başbakanımızın bu sevgisi malum. e insanın içinde sevgi olacak tabi?! taşlaşmış kalp hiç bir işe yaramaz. hadi beni seviyorsun onu seviyorsun insan biraz ülkesini de sever. ülkesini seven onun için birşeyler yapar. lafla peynir gemisi yürümüyor diye boşuna dememişler. daha fazla şahsa yorum yapmadan değinmek istediğim başka bir konu var. belki biraz konu dışı ama biraz düşündürücü. konu eskiye dayanıyor. ülkenin kendini dünya gücü zanneden ama övündükleri güçleriyle hasta dedikleri osmanlının küçük bir boğazını geçemeyen birkaç sömürgeci ülkeyi ülkemizden defettiğimiz zamandan biraz sonrasına dayanıyor bahsetmek istediğim o küçük konu. küçük ama gerçekten içler acıtan, bizim paralarımız nereye gidiyor dedirten, yazık günah dedirten, düşündükçe çok çok üzüldüğüm bir konu. bahsedeceğim bu konu öyle bir konu ki gerçek vatan sevgisi nasıl olur göstern bir konu. en önemlisi bu ülke en baştan nasıl kuruldu tek cümleyle anlatan bir konu tartışmak, size bildirmek istediğim bu konu.
meclisin TBMM ilk kurulduğu zamanlar. yani genç türkiyenin bir kuruşa muhtaç olduğu zamanlar ve sonrasında geçer bu konu. orta okulda ve lisedeki tarih derslerinden geldi aklıma. öğretmenimiz derdi ki ” meclisin çatısı akıtıyordu, milletvekilleri de tamirini saatlerce tartşıyorlardı o zamanlar. birbirlerini boğazlayacak hale geliyorlardı bir çatı aktarmak için. ona nasıl para ayıracağız, millete ne deriz nasıl açıklarız. saatlerce tek bir dam için hesap kitap yapıyorlardı. en uygun malzemeyi nerden alırız? diye” derdi hocamız bize ders anlatırken. ayrıca sunlarıda söylerdi; ” millet vekillerinden bir kaçının anlaşmalar protokoller, prosedürler falan için yurt dışına çıkması gerekince tekrar başlardı hararetli tartışmalar. iki kişi mi gidecek? vay efendim nasıl olur bu millet parayı sokakta mı buldu? bu paralar kolay kazanılmıyor. yol masrafları ağır yük bu millete bunu yapamız tartışmaları alevlenirdi tekrar. 5 kişinin gitmesi gereken yere 1 kişi gönderilirdi” derdi hocamız bize tarih dersinde. tabi ben bunları dinlerkende vardı milletvekillerinin, başbakanların, cumhurbaşkanlarının TÜM SÜLALESİYLE yurt dışına, şehir dışına, yada tatile gitme alışkanlıkları. devletin beleş uçağı, devletin beleş makam arabası hemde tüm sülalelerine hizmet veren makam şöförleri ve çalışanlar… şimdi de yok mu başbakanın uçağıyla gezmediği ülke kalmadı gerekli gereksiz. makam arabalarıyla tatile giden millet vekilleri devlet görevlileri. hiç biri sorguluyor mu bu para nerden geliyor diye. ONLARIN MECLİSTE HARARETLE TARTIŞTIKLARI TEK ŞEY KENDİ MAAŞ GÜNCELLEMELERİ. vay efendim bununla geçinilmiyor şu kadar arttırılmalı. bir ülkenin millet vekili bu kadar mı para alır falan. makam arabalarımız yenilensin. he he he. çok gülüyorum ya. çünkü o zaten hiç birşeye para ödemiyor ki o binlerce lira sana nasıl az gelir türkiyenin şartlaına bakılırsa. arttırılsın diyenler utansın. ne elektiriğe para veriyorsun ne suya. ne kira ödüyorsun ne arabana benzin alıyorsun. ne telefon parası ödüyorsun ne hastane masrafın var. nasıl olurda o para sana yetmez. hiç giderin yok senin. neyse uzatmıyorum kötü oluyorum yoksa kapatıyorum bu konuyu burda. başbakanım benim yerime de gezsin ben ömür boyu tatile gidemeyeceğim sanırım sevgili başbakanım.
